Tag Archive | öz değerlendirme

Ayna Ayna Güzel Ayna

 

snowwhiteAyna; En çok Pamuk Prenses masalında dinlediğim eşya. “Ayna ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada?” O zamanlar çocuk aklı, aynalar düşünebilir ve cevap verebilir diye düşündüğüm için çok heyecanlandığım, büyüdükçe ve öyle olmadığını anlayınca, beni çok üzen eşyalar aynalar.

Küçük bir kız çocuğuyken yüklediğim anlamdan olsa gerek, ayna yaşam boyu benim sevdiğim metaforlardan oldu . Aynanın olanı olduğu gibi gösterme özelliğini çok sevdim. Her zaman iki amaçlı düşündüm aynayı; hem bana beni yansıtan, hem de benim başkalarına onları yansıttığım. En büyük farkındalıklarımdan biri, iki amacımı da gerçekleştirmemin ancak ve ancak aynayı doğru zamanda elime alırsam mümkün olacağı oldu. Diğer büyük farkındalığım ise aynaların kendi kendilerine düşünme yetileri olmasa da, beni düşündürebildiklerini keşfetmek oldu.

Bu haftayı tamamlarken biraz ayna hakkında konuşalım istedim, aynaları elimize alıp, onlara bakmanın, onları karşı tarafa doğru şekilde yansıtmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayalım istedim.

Her sabah kalkıyoruz, genellikle en az bir defa bugün nasıl görünüyorum acaba diye fiziksel görüntümüze şöyle bir bakıyoruz, doğru mu? Peki acaba davranışlarım ve sözlerim nasıl görünüyor ve duyuluyor diye ne sıklıkta aynaya bakıyoruz? İçinde bulunduğumuz topluluklarda nasıl göründüğümüzü ne sıklıkta fark ediyoruz? Hatta bir adım daha ötesinde, nasıl görünmek, ne demek ve nasıl anlaşılmak isteyip, o ayna görüntümüzde bunların nasıl olduğunu ne kadar test ediyoruz? Elbette yaptığımız her şeyin bir amacı var ve özünde de o amaca yönelik bir olumlu istek var, acaba bu aynadan bakılınca nasıl görünüyor? Biz kendimizi nasıl görüyoruz, o görüntüye göre kendimize neler söylüyoruz?

Hadi biraz da aynayı biz elimize alalım. Birlikte yaşadığımız, birlikte çalıştığımız, özetle birlikte bir yaşamın parçaları olduğumuz insanlara biz ne kadar ayna oluyoruz? Onların bizde oluşan görüntülerini onlara yalın ve yargısız bir biçimde, onları eleştirmeden ne kadar gösteriyoruz? Ne kadar paylaşıyoruz onlara ait gözlem ve farkındalıklarımızı? Acaba hiç bir şey söylemeksizin, onların kendilerinin bizde oluşan görüntülerinin farkında olduklarını ne kadar var sayıyoruz?

Ayna güçlü bir geribildirim metaforu aslında, hem kendimize bakıp bir öz değerlendirme yapmayı, hem de karşımızdaki insanlara onlarla ilgili fark ettiğimiz, onlardan bize yansıyanları yargısız ve yorumsuz aktarmayı anlatan bir metafor. Yani hem kendimizle ilişkimizi daha sağlam yönetmeyi, hem de diğer insanlarla ilişkilerimizi daha farkındalıkla yürütmeyi destekleyecek güçlü bir metafor.

Öz değerlendirme ve ilişki yönetimi, özel yaşam ve iş yaşamı ayırmaksızın, anlamlı ve sağlıklı bir yaşam sürmenin bana göre en güçlü destekçilerinden, hayat boyu sağlam duruşa sahip olan ve mutlu bireylerin en güçlü özelliklerinden. Çocuk yaşta öğretilip, yaşamın her  döneminde kullanılması gereken araçlardan.

Bu hafta sonu kendi aynalarınız üzerinde biraz düşünmeye ve kendinize aşağıdaki üç soruyu sormaya ne dersiniz?

  • Ben ne sıklıkta aynaya bakıyorum ve gördüklerimi nasıl algılıyorum? Kendime karşı ne kadar yargısız ve yorumsuz olabiliyorum? Aynam ne kadar gerçek ayna?
  • Karşımdakilere ne sıklıkta ayna tutuyorum? Tuttuğum aynalar ne kadar gerçek, ne kadar yargısız ve eleştirisiz ve ne kadar olanı olduğu gibi gösteren aynalar?
  • Diğer insanların bana tuttukları aynaları ben ne kadar sıklıkta fark ediyorum ve ne kadar kabul ediyorum?

Mutlu hafta sonları…

Öz Değerlendirme Hakkında Bir Yazı

Sevgili yöneticiler ve sevgili liderler bugün biraz da kendimize bakma günü olsa diye düşündüm. Aslında eminim her gün en az bir kere bir şekilde dış görüntümüze bakıyoruz. Zaman zaman davranışlarımıza ve düşüncelerimize yönelik öz değerlendirme de yapıyoruz, ama bazen yoğunluk, bazen alışkanlıklar, bazen hızlı olma ihtiyacı, bazen de kontrolü elden bırakma kaygısı bu öz değerlendirmelerin yapılmasına izin vermeyebiliyor. Oysa hem kendi yaşamımızın lideri olmak için, hem de varsa yöneticilik şapkamızın getirdiği yönetsel lider rolünü doldurabilmek ve örnek olmak için birinci yapmamız gereken öz değerlendirme becerimizi kullanmayı alışkanlık haline getirmek diye düşünüyorum. Alışkanlık kelimesini özellikle kullandım; nedeni de şu: öz değerlendirme becerisi “insan” olmanın her birimize doğuştan getirdiği, yani iç sistemimizde var olan bir beceri, çünkü yaşamımızı yönetmek konusunda bize destek sağlayan en güçlü araç olan beynimizin yapısı, kendimize dışarıdan bakıp görüp fark ettiklerimizi analiz edebilmemize olanak sağlıyor. Peki, bu beceri var ancak biz bunu her zaman kullanıyor muyuz? Benim bu soruya cevabım ne yazık ki evet değil. Zaman zaman “ben hata yapmam, başkaları kendisine baksın” düşüncesi çok baskın olabiliyor, zaman zaman “bunca işin arasında ne öz değerlendirmesi, bir de ona mı vakit ayıracağız” düşüncesi öne çıkabiliyor, bazen de “hiç de aklıma gelmemişti ki bu durumda bir de kendime dönüp bakmak” cümlesi dökülüveriyor ortaya.

Bilimsel olarak da biliyoruz ki alışkanlıklar tekrarlanan ve içinde kendimize bir yarar bulduğumuz davranış ve düşünceler sonrasında ortaya çıkar ve sonra da tamamen otomatikleşerek, fark etmeden, düşünmeden yapılır hale gelirler. Acaba öz değerlendirme yapmanın yararı ne olur ki bunu da bir alışkanlık şekline getirebilelim? İşte benim aklıma gelenler:

  • Öz değerlendirme yapmak diğer insanların “beni” nasıl gördükleri konusunda bir fikir sahibi olmak konusunda çok güzel bir yöntemdir.
  • Öz değerlendirme yapmak kendimize objektif bakmanın bir aracı olacağı için gerçekten güçlü olduğumuz yanları keşfetmeye fırsat oluşturur.
  • Öz değerlendirme yapmak yaşamımızı zorlaştıran ve kısıtlayan alışkanlık ve inançlarımızı fark etmek ve onları değiştirmek veya tümüyle hayatımızdan uzaklaştırmak konusunda bir anahtar gibidir. Bu anahtarı kullanarak bakış açımızı değiştirmek, gözümüzün önünde görüşümüzü bozan gölgeleri ortadan kaldırmak mümkün olur.
  • Öz değerlendirme yapmak otomatikman empati yapabilme yetisini de beraberinde getirir. Kendimize ve yaşadığımız durumlara dışarıdan bakıp analiz ederken, bu duruma dahil olan diğer kişilerin de neler deneyimlediklerini anlamak konusunda epeyce ipucu verir.
  • Öz değerlendirme yapmak ben neleri farklı yaparsam hem kendi yaşantıma, hem de ortak yaşam sürdürdüğüm alanlara daha fazla katkı sağlarım sorusunu cevaplama konusunda güçlü katkı sağlar.
  • Öz değerlendirme yapmak kendimize bütün olarak bir çeki düzen verebilmeyi destekler.
  • Öz değerlendirme yapmak bireysel gelişimin temelini oluşturur.

Bu maddelerden hareketle, bugün sadece fiziksel olarak değil de bütünsel olarak, yani davranış ve düşüncelerinizi de işin içine katarak kendinize bakmaya ne dersiniz?

Sevgili Yöneticiler, Hepinize Mutlu Yıllar

yeniyilSevgili yöneticiler, bugün yazım sizlere, ancak “farklı” bir pencereden bakmanız ricasıyla sizlere. İşiniz çok zor, her yerde yazıyor, kurumlarda çalışanların verimliliği, mutluluğu, iş sonuçları yöneticisine bağlı; bir kurumun başarısı yöneticilerinden sorulur; ayrılma oranı arttıysa, hemen yöneticilere bir göz atalım. Ağır yükler gerçekten. Peki yanlış mı? Cevap veriyorum, bence oldukça doğru.

Yönetici olmak prestijli bir şey, kartvizitler daha çarpıcı, arabalar daha havalı, kazanılan para hiç de fena değil. Yöneticiyseniz, elbette beraberinde işler de oldukça sorumluluk, tecrübe ve uzmanlık isteyen, zorlu işler; yalnız işler mi, koskocaman veya ortalama veya küçük de bir ekibiniz var demektir eğer yönetici olduysanız. İşte bence en kritik durum da burada devreye giriyor, tam da “ekip” dediğimiz noktada, çünkü orada o ekip lafı olmasa, siz de o işin sadece en iyi bilen uzmanı olursunuz, ekip girdi mi işin içine yönetici oluyorsunuz, çünkü amaç, işi yapanların o işi en iyi şekilde yapmasını sağlamak için onları yönetmek, onların yaptıkları işi keyifle ve huzurla yapmalarını sağlamak için ortam yaratmak, her birine büyüme ve gelişme alanları açmak, onların “insan” olduklarını her zaman fark etmek, tıpkı sizin gibi. Yalnız tıpkı sizin gibi dediysem, sadece genel çerçevede tıpkı sizin gibi, aslında bir o kadar da farklı, ama önemli olan da farklılıklardan bir bütün oluşturmak değil mi?

Bütün bunlar da nereden çıktı diyeceksiniz, ne alakası var yazının başlığı ile, işte alakası: Sizlerden bir ricam var. Sevgili yöneticiler, bu yıl sonunda işlerin muhasebesini tamamladıktan sonra oturup sadece çalışanlarınızla ve onları yönetme tarzınızla ilgili bir öz değerlendirme yapar mısınız? Şöyle 2014 boyunca bir geçmiş yolculuğu yaparak düşünseniz, neler yaşandı, yolunda gidenlere ne tepki verdim, aksilikler yaşandığında nasıl yönettim, acaba bir de benim ekiptekilerin gözünden baksam neler düşündüler benim için? Onların mutluluklarını fark ettim mi? Zorlandıkları anları yakaladım mı? Ben onların yerinde bir çalışan olduğum günlerde acaba yöneticimin bana nasıl davranmasını istiyordum, ben ekibe öyle davrandım mı geçtiğimiz yıl boyunca? Onlara tam olarak beklediklerimi aktardım mı, yoksa beni kendiliklerinden anlamalarını mı istedim? Anlayamadıkları ya da kendi dillerinden anladıklarında dönüp acaba anlatabildim mi diye mi düşündüm, yoksa sinirlenip bağırıp çağırdım mı? Daha onlarca gözden geçirme sorusu ekleyebilirsiniz “2014 Çalışan İlişki Yönetimim” soru bankanıza.

Soruların cevaplarını verdikten sonra, sıra 2015’e geliyor. Hani her yıl başında kurumlar oturup bu yıl kar hedefimiz şöyle şöyle, bu yıl giderleri % şu kadar azaltalım, bu yıl işe şu konuda uzman birilerini alalım, bu yıl iş alanımızı şu kadar genişletelim filan diyorlar ya, hadi siz de oturun ve bu yıl ben ekibimle nasıl çalışmak istiyorum temalı, bir 2015 Çalışan İlişki Yönetimi planlaması yapın. Yine sorular sorun kendinize;  geçen yıldan farklı neler olursa daha güçlü bir ekip oluruz, hem ben, hem onlar kendilerini daha iyi ve mutlu hissederler? Neler farklı olsa birbirimizi daha iyi anlarız? Neler farklı olsa, hep birlikte aynı yöne gittiğimizi daha iyi fark ederiz? Neler farklı olsa, onlar kendilerini burada daha değerli hissederler? Ben acaba ekibimdeki herkesin bir “yetişkin” olduğunu her zaman fark ediyor muyum? Sözünü ettiğim şey aslında tam da bir öz değerlendirme ve gözden geçirme. Sadece kendinize soru sorun ve sonra da cevaplarınızı yazın, yazmasanız bile biraz düşünün. Kimseyle paylaşmak gerekmiyor, insanın “sosyal” bir varlık olmasından hareketle, insan ilişkileri ve yönetimi alanında yol almanın, daha da iyi olmanın ve bunu da bilinçli olarak ve farkındalıkla yapmanın değeri ve önemi aslında ifade etmek istediğim. Haydi bir deneyin ve sonra 2015 yılı boyunca ve yıl sonunda bir bakın bakalım neler değişmiş yöneticilik hayatınızda, siz kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Unutmayın tüm duygular bulaşıcı, iyi olanlar da kötü olanlar da, eğer ekip mutlu ve huzurluysa, siz de mutlu ve huzurlusunuz, sonra ekip daha da mutlu ve huzurlu. Artık iş sonuçlarından hiç söz etmeye gerek yok, çünkü onları tutabilene aşk olsun.

Mutlu yıllar..