Duvarlar

duvarlarBir ülkenin birinde küçük ama özenli bir duvar ustası yaşarmış. Bütün işi hizmetinde olduğu kişi için güvenliği ve korumayı sağlayacak duvarlar örmekmiş. İşini çok da özenli yaparmış. Ördüğü duvarları yıkmak ciddi kararlılık ve azim istermiş. Günlerden bir gün, duvar ustasının işvereni kendisini çok yüksek ve kalın dört duvarın arasında buluvermiş. Bu sağlam duvarların onu iyi koruduğunu, ancak pek de bir şey yapmasına izin vermediğini fark etmiş. Tırmanmaya çalışmış olmamış, bulduğu her şeyi fırlata fırlata yıkmaya çalışmış duvarları, hiç faydası olmamış, hatta minicik bir çatlak bile oluşturmayı başaramamış. Bari seslenip yardım istesem demiş, bağırmaya başlamış, ancak çıkardığı sesleri kendisi bile duyamadığını fark etmiş. Sonra da demiş ki, madem duvarlar bunlar, en iyisi ben de bunların arasında yaşamayı öğreneyim ve kendisine orada, o dört duvarın ortasında bir yaşam kurmuş. Kurduğu yeni yaşama çok da kolay alışmış, çünkü duvarlar sağlam, korunaklı. Bir zaman geçmiş, önce ona iyi gelen durum, birazcık da sıkıcı gelmeye başlamış, sık sık kendi kendine duvarların sağlam ve yüksek olduğunu ve yıkmanın mümkün olmadığını hatırlatıyormuş. Derken günlerden bir gün duvarların ardından harika bir müzik sesi geldiğini duymuş. Önce umursamadan hayatını sürdürmüş, müziği de kendisine bir şarkı gibi kabul etmiş. Bir müddet sonra müzikle ilgili bir merak oluşmuş içinde ve hayal kurmaya başlamış duyduğu güzel melodi ile ilgili. Öyle güzel hayaller kurmuş, öyle güzel şeyler canlandırmış ki gözünde, duvarların arkasında olabileceklerin tam da ulaşmak istediği hayaller olduğunu fark etmiş. Hemen ardından o hayallere ulaşmak için neler yapabilirim diye düşünmeye başlamış. Bir merdiven yapsam, duvarların üzerine çıksam, sonra aşağı atlasam. Tam o sırada duvarcı ustasının sesi gelmiş, çok yüksek yaptım duvarları, ya düşersen. Bir halat hazırlasam demiş, yukarı çıkınca o halata tutunup aşağı insem. Duvarcı ustası ya halat koparsa demiş. E tabii onun da işi işverenini korumak olduğu için türlü olmaz şeyler geliyormuş aklına. Derken adamın aklına aniden bir fikir gelmiş. Bak demiş duvarcı ustasına, gel seninle bir anlaşma yapalım, seninle uzun yıllardır birlikteyiz. Ne kadar yaratıcı fikirlerin olduğunu ve o fikirleri beni korumak için kullandığını iyi biliyorum. Şimdi senden bir yardım istesem, bu güzel yaratıcı fikirlerini bundan sonra birlikte yeni şeyler keşfetmemiz için benimle paylaşmaya başlasan ve artık benim için yeni, farklı ve sahip olduğum kapasitemi kullanacağım alanları görmem için desteklesen, ne dersin? Ama demiş duvarcı ustası, bilmem ki nasıl olur, ya başına bir şey gelirse. Yok demiş kararlılıkla adam, dışarıdan çok güzel sesler geliyor, o seslerin gelmesini sağlayan yerle ilgili çok güzel hayaller kurdum, o hayallerimin gerçek olup olmayacağını görmeye ihtiyacım var. Bunun olmasının tek bir yolu var o da gidip bakmak, haydi bir fikir bul buradan çıkalım. Duvarcı ustası biraz tedirgin, biraz kaygılı hissetmiş kendini, sonra aslında hayallerdeki şeyleri kendisinin de merak ettiğini fark etmiş. Durmuş ve demiş ki, aslında bak burada bir kapı var. Tam da dışarı açılan, kaçmak gereken bir tehlike olursa diye koymuştum oraya. Ama sen o kadar alıştın ki duvarlara, hiç görmedin bile o kapıyı. Birlikte açmışlar kapıyı ve ilk küçük adımlarını atmış adam dışarıya. Hayal ettiklerinin gerçeğe dönüşmeye başladığını gördüğü anda kendisini çok daha mutlu, çok daha keyifli ve çok da meraklı bir yolculuğun içinde buluvermiş. Sonra da duvarcı ustasına yeni bir iş teklif etmiş, bundan sonra benim yaratıcı fikirlerimi üretmeme destek olarak çalışır mısın benimle, sanırım artık duvara ihtiyacım kalmadı?

Zihnimizde ürettiğimiz ve tümüyle ev yapımı duvarlar galiba yaşamdaki en zorlayıcı engelleri oluyor zaman zaman insanların. Duvarların içinden geçmeyi ve zamanla o duvarları yok etmeyi sağlayan çok basit bir şifre var, tek kelimelik bir şifre, farkındalık. Duvarların ötesini fark edince, oraya doğru gitmek isteyince, sonra da kendimize oraya gitme merakını destekleyen soruları sorup, cevaplarını verince duvarlar ya şeffaflaşıyorlar ya da kaybolup gidiyorlar.

En kritik sorular bana göre şunlar: Kendi duvarlarım var mı? Onların ne kadar farkındayım? Varlarsa ve ben onları öğrenilmiş çaresizliğe dönüştürdüysem ve yola cesaretle devam etmemi sağlayacak, beni duvarların içinden çıkarıp geleceğe ve kendime bakmamı sağlayacak neler bulabilirim, ben neleri farklı yapabilirim? O duvarları ortaya koymamı desteklemiş ne gibi inançlar geliştirmişim? O inançları fark edip, nasıl beni destekleyecek inançlarla yer değiştirmelerini sağlayabilirim? Hayatıma durup bir baktığımda, bu duvarların ortadan kalkmasını destekleyecek bir gelecek hayaline sahip miyim? Değilsem, nasıl öyle bir hayal ve plan tasarlayabilirim?

Ne dersiniz bu soruları kendinize sormaya ve sonra da duvarlarım varmış derseniz, o fark ettiğiniz duvarların yok olduklarını hayal edip, duvarlar olmadan çevrenizde dolaşan temiz havayı derin derin solumaya. Ferahlatıcı olmaz mı?

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s