Archive | Ağustos 2015

Başarı, Mutluluk, Mükemmellik, Ah Şu Tanımlar

mutlulukbasariKoçluk yapmaya başladığımdan beri karşılaştığım kafa karışıklıklarından en büyüklerinin başarılı olmak, mutlu olmak, mükemmeli yakalamak gibi konularda ortaya çıktığını gözlüyorum. Bu gözlemlerimi geçmiş iş yaşantıma doğru yansıttığımda, çok benzer durumları ve duyguları benim de hissettiğimi, çevremdeki çalışma arkadaşlarımda da gözlediğimi fark ediyorum. Birkaç adım daha geriye gidip okul yaşamıma baktığımda yine kendimde ve yine yakın çevremde benzer durumların söz konusu olduğunu hatırlıyorum.

Bu konunun üzerinde çok kafa yordum, çok da fazla şey okudum ve gözlem yapma fırsatım oldu. Bütün bunlardan ve yaşadıklarımdan hareketle bir sentez yapınca da ortaya şunlar çıktı.

Hayatta herkesin ulaşmaya çalıştığı en temel hal mutluluk, çok büyük bir çoğunluğun elde etmeye çalıştığı en temel durum başarı, büyük bir çoğunluğun ulaşmak istediği nokta mükemmellik. Peki neden? Mutluluk en temel var oluş nedeni herkes için. Başarı ve mükemmellik de gerek eğitim sistemi, gerekse aile ve toplum tarafından ortaya koyulan en temel hedefler. Buraya kadar sorun yok. Sorunun ortaya çıktığı nokta bu çok güçlü ve insana yaşamda çok yol açan değerli kavramların nasıl tanımlandıkları.

Kavramlar gerçekten yol açıcı, yaşam kalitesini yükselten ve yaşamı yaşamaya değer kılan en güçlü değerler aslında. Belki hiç de bilinçli olarak yapmadığımız, onlara yüklediğimiz anlamlar ve onlar için yarattığımız tanımlar. Her birini içinde bulunduğumuz durumdan ayrıştırarak tek tip bir tanım çerçevesinde ve yaşamın her alanında aynı değerlendirmeye çalıştığımızda kafa karışıklığı da ortaya çıkmaya başlıyor. Bazen bu tek tip tanımı öyle ideal şartların var olduğu durumlara göre yapıyoruz ki, ulaşılması mümkün olmayacak bir durumu tarif etmeye başlıyoruz farkında olmadan. Bazen de hiçbir tanım yapmaksızın sadece mükemmel, mutlu ve başarılı olmaya çalışırken kendimizi buluyoruz ve onların aslında neye karşılık geldiklerini bilmediğimiz için de ulaşıp ulaşmadığımızı bilmek mümkün olamıyor.

Aslında yapılması gereken şeyler çok basit;

  • Önce içinde bulunduğumuz durumu ve koşulları anlamak ve kendimize anlatmak.
  • Hemen ardından, bir önceki maddede kendimize anlattıklarımız çerçevesinde, son derece tarafsız ve bir o kadar da gerçekçi şekilde, benim için mutluluk ne demek, başarılı olmak ne demek ve mükemmel olmak ne demek sorularının cevaplarını vermek.
  • Bir önceki maddede verdiğimiz cevapları hareket noktası olarak kabul edip, sadece kendimize ait olan mutluluk, başarı ve mükemmellik tanımlarımızı oluşturmak ve bu tanımların zamana ve koşullara göre değişebileceğini de kabul etmek.
  • Sonra da yaptığımız tanımların sağlamasını yapmak, ne kadar gerçekçi ve ulaşılabilir olduklarını anlamak.

Bu bakış açısı ile yol almayıp, ideal tanımlardan yola çıktığımızda veya ne olduğunu bilmeden mutluluğu, başarıyı ve mükemmelliği yakalamaya çalıştığımızda, yaptıklarımızı beğenmeyen, zaman zaman çok da iyi yapabileceğimiz şeylerden vaz geçen, hiçbir zaman gerçek mutluluğu bulacağımıza inanmayan hale gelebiliyoruz. Bugün biraz zaman ayırıp yukarıdaki adımları izleyerek mutluluk, başarı ve mükemmellik sizin için her ne ifade ediyorsa tanımlamaya ve sonra da yaptığınız tanımlar çerçevesinde ben şimdi hangi noktadayım sorusunun cevabını vermeye ne dersiniz? Baktınız henüz istediğiniz noktaya gelmemişsiniz, belki bir adım daha ileri gidip, kendinizi istediğiniz noktaya getirmek için neler yapabileceğinizi bile planlayabilirsiniz.

Farklı Bakışlar

bakislarBazen o kadar yakında duruyoruz ki olan bitene, her şey öylesine gözümüzün tam önünde oluyor ki, arkada ne var ne yok, dışarıda ne var ne yok, ileride neler var, görmek ve anlamak hiç mümkün olmuyor. Elbette o gözümüzün önündeki yakın görüş çok değerli, ama diğerleri de bir o kadar önemli.

Bir deniz düşünün ve kendinizi denizin içinde ayakta dururken canlandırın gözünüzde, neler fark edersiniz? Sonra o denizin hemen önünde olduğunuzu hayal edin, hani olur ya, ıslak kumların üzerinde, denize dokunacak kadar yakın, şimdi neler fark edersiniz? Sonra uzaklaşın geriye doğru ve öyle baktığınızı hayal edin, sonra da çok yüksek bir tepeden aynı denize bakarken düşünün kendinizi, tıpkı yukarıdaki fotoğraftaki gibi bir görüntüye ve hatta sonrasında da bir deniz uçağı hayal edin ve onun içinde denizin üzerinde gezerken hayal edin kendinizi. Her bakış ve her duruş ne kadar farklı değil mi? Görüntü, ses, his her defasında değişiyor.

Yaşadığımız her olay da aslında tıpkı yukarıdaki denize bakışlar gibi bizim nasıl ve nereden baktığımıza göre değişiyor. Bize zorlu gelen durumlarda, kafa karıştıran ilişkilerde, çözmeye çalışıp çözemediğimiz sorunlarda bu bakışlar hayatı kolaylaştırıyor, çünkü baktığımız her farklı nokta, o duruma yönelik yeni bir keşif demek. Nasıl ki denizin suyuna dokunmak, denizin içindeyken dipteki balıkları görmek farklıyken, yüksek bir tepeden bakınca gördüğümüz manzara çok farklıysa, işte zorlu durumlara farklı noktalardan bakmak da gördüğümüz manzarayı aynı keskinlikte değiştiriyor. İşte o değişim hiç görmediğimiz bir çözüm yolunu bulmamıza, yepyeni bir yöntemle durumun üstesinden gelmemize, aslında da günün sonunda kendimizi daha iyi hissetmemize neden oluyor.

Zorlu durumlarda bunu başarabilmek benim en sevdiğim kelimelerden birisini hatırlarsak oluyor, farkındalık. Farkındalıkla duruma bakarsak ancak farklı bakışlara geçmek mümkün oluyor, bunu yapmadığımız durumda bulunduğumuz yer ve gördüğümüz görüntü her zaman aynı kalmaya devam ediyor. Einstein’ın çok sevdiğim bir sözü var, “Hiçbir problem yaratıldığı düzlemde çözülmez” diyor ünlü bilim adamı. İşte bu farklı bakışlar tam da bu çözüme işaret ediyorlar.

Farklı bakışları farkındalıkla uygulamak, yaşamı daha kolay ve daha keyifle yaşamanın anahtarlarından bir tanesi gibi geliyor bana. Var mısınız bu anahtarı anahtarlığınıza takıp kullanmayı denemeye?

 

Duvarlar

duvarlarBir ülkenin birinde küçük ama özenli bir duvar ustası yaşarmış. Bütün işi hizmetinde olduğu kişi için güvenliği ve korumayı sağlayacak duvarlar örmekmiş. İşini çok da özenli yaparmış. Ördüğü duvarları yıkmak ciddi kararlılık ve azim istermiş. Günlerden bir gün, duvar ustasının işvereni kendisini çok yüksek ve kalın dört duvarın arasında buluvermiş. Bu sağlam duvarların onu iyi koruduğunu, ancak pek de bir şey yapmasına izin vermediğini fark etmiş. Tırmanmaya çalışmış olmamış, bulduğu her şeyi fırlata fırlata yıkmaya çalışmış duvarları, hiç faydası olmamış, hatta minicik bir çatlak bile oluşturmayı başaramamış. Bari seslenip yardım istesem demiş, bağırmaya başlamış, ancak çıkardığı sesleri kendisi bile duyamadığını fark etmiş. Sonra da demiş ki, madem duvarlar bunlar, en iyisi ben de bunların arasında yaşamayı öğreneyim ve kendisine orada, o dört duvarın ortasında bir yaşam kurmuş. Kurduğu yeni yaşama çok da kolay alışmış, çünkü duvarlar sağlam, korunaklı. Bir zaman geçmiş, önce ona iyi gelen durum, birazcık da sıkıcı gelmeye başlamış, sık sık kendi kendine duvarların sağlam ve yüksek olduğunu ve yıkmanın mümkün olmadığını hatırlatıyormuş. Derken günlerden bir gün duvarların ardından harika bir müzik sesi geldiğini duymuş. Önce umursamadan hayatını sürdürmüş, müziği de kendisine bir şarkı gibi kabul etmiş. Bir müddet sonra müzikle ilgili bir merak oluşmuş içinde ve hayal kurmaya başlamış duyduğu güzel melodi ile ilgili. Öyle güzel hayaller kurmuş, öyle güzel şeyler canlandırmış ki gözünde, duvarların arkasında olabileceklerin tam da ulaşmak istediği hayaller olduğunu fark etmiş. Hemen ardından o hayallere ulaşmak için neler yapabilirim diye düşünmeye başlamış. Bir merdiven yapsam, duvarların üzerine çıksam, sonra aşağı atlasam. Tam o sırada duvarcı ustasının sesi gelmiş, çok yüksek yaptım duvarları, ya düşersen. Bir halat hazırlasam demiş, yukarı çıkınca o halata tutunup aşağı insem. Duvarcı ustası ya halat koparsa demiş. E tabii onun da işi işverenini korumak olduğu için türlü olmaz şeyler geliyormuş aklına. Derken adamın aklına aniden bir fikir gelmiş. Bak demiş duvarcı ustasına, gel seninle bir anlaşma yapalım, seninle uzun yıllardır birlikteyiz. Ne kadar yaratıcı fikirlerin olduğunu ve o fikirleri beni korumak için kullandığını iyi biliyorum. Şimdi senden bir yardım istesem, bu güzel yaratıcı fikirlerini bundan sonra birlikte yeni şeyler keşfetmemiz için benimle paylaşmaya başlasan ve artık benim için yeni, farklı ve sahip olduğum kapasitemi kullanacağım alanları görmem için desteklesen, ne dersin? Ama demiş duvarcı ustası, bilmem ki nasıl olur, ya başına bir şey gelirse. Yok demiş kararlılıkla adam, dışarıdan çok güzel sesler geliyor, o seslerin gelmesini sağlayan yerle ilgili çok güzel hayaller kurdum, o hayallerimin gerçek olup olmayacağını görmeye ihtiyacım var. Bunun olmasının tek bir yolu var o da gidip bakmak, haydi bir fikir bul buradan çıkalım. Duvarcı ustası biraz tedirgin, biraz kaygılı hissetmiş kendini, sonra aslında hayallerdeki şeyleri kendisinin de merak ettiğini fark etmiş. Durmuş ve demiş ki, aslında bak burada bir kapı var. Tam da dışarı açılan, kaçmak gereken bir tehlike olursa diye koymuştum oraya. Ama sen o kadar alıştın ki duvarlara, hiç görmedin bile o kapıyı. Birlikte açmışlar kapıyı ve ilk küçük adımlarını atmış adam dışarıya. Hayal ettiklerinin gerçeğe dönüşmeye başladığını gördüğü anda kendisini çok daha mutlu, çok daha keyifli ve çok da meraklı bir yolculuğun içinde buluvermiş. Sonra da duvarcı ustasına yeni bir iş teklif etmiş, bundan sonra benim yaratıcı fikirlerimi üretmeme destek olarak çalışır mısın benimle, sanırım artık duvara ihtiyacım kalmadı?

Zihnimizde ürettiğimiz ve tümüyle ev yapımı duvarlar galiba yaşamdaki en zorlayıcı engelleri oluyor zaman zaman insanların. Duvarların içinden geçmeyi ve zamanla o duvarları yok etmeyi sağlayan çok basit bir şifre var, tek kelimelik bir şifre, farkındalık. Duvarların ötesini fark edince, oraya doğru gitmek isteyince, sonra da kendimize oraya gitme merakını destekleyen soruları sorup, cevaplarını verince duvarlar ya şeffaflaşıyorlar ya da kaybolup gidiyorlar.

En kritik sorular bana göre şunlar: Kendi duvarlarım var mı? Onların ne kadar farkındayım? Varlarsa ve ben onları öğrenilmiş çaresizliğe dönüştürdüysem ve yola cesaretle devam etmemi sağlayacak, beni duvarların içinden çıkarıp geleceğe ve kendime bakmamı sağlayacak neler bulabilirim, ben neleri farklı yapabilirim? O duvarları ortaya koymamı desteklemiş ne gibi inançlar geliştirmişim? O inançları fark edip, nasıl beni destekleyecek inançlarla yer değiştirmelerini sağlayabilirim? Hayatıma durup bir baktığımda, bu duvarların ortadan kalkmasını destekleyecek bir gelecek hayaline sahip miyim? Değilsem, nasıl öyle bir hayal ve plan tasarlayabilirim?

Ne dersiniz bu soruları kendinize sormaya ve sonra da duvarlarım varmış derseniz, o fark ettiğiniz duvarların yok olduklarını hayal edip, duvarlar olmadan çevrenizde dolaşan temiz havayı derin derin solumaya. Ferahlatıcı olmaz mı?