Tag Archive | mutluluk

2015’te Mutluluğu Sımsıkı Yakalamaya Var mısınız?

mutluluk11Mutluluk paylaşmaktır, mutluluk deneyimlenen andır, mutluluk bir haldir, mutluluk yaşanan her türlü zorluğa, güçlüğe, sıkıntıya karşın deneyimlenebilen bir iç histir, mutluluk anahtardır, mutluluk yaratıcıdır, mutluluk verimlidir, mutluluk hızlıdır, mutluluk canlıdır, mutluluk farklıdır, mutluluk birlikteliklerle çoğalır. Mutluluk birbirine katkıda bulunmaktır, mutluluk olan biteni fark edebilmek ve o farkındalığı kaydedebilmektir. Mutluluk bazen her şeye baş aşağı bakabilmektir. Mutluluk bir hal olarak deneyimlenirse, her fırsatta hatırlanan keyifli ve iyi bir duygu halidir. Mutluluk karşınızdakine teşekkür edebilmektir, mutluluk bakış açımızı genişletip uçan kuşu ve yerdeki taşı aynı anda görebilmektir.

Mutluluk güneştir, buluttur, dünyadır, yıldızdır, sıcak bir gülümsemedir, bir fincan kahve ile okunan kitaptır, el ele yürümektir, sabah yeni güne uyanmaktır, sevdiklerine sımsıkı sarılmaktır, başkalarını gülümsetebilmektir. Mutluluk bulaşıcıdır, nerede olursanız olun çevrenizdeki herkese bulaşır. Bulaştıkça da katlanarak çoğalır. Mutluluk basamak gibidir, var olan her şeyin üzerine bir adım koyup yukarıdan baktıran bir basamaktır.

Doğduğumuz dünyada büyürken her öğrendiğimiz kavram gibi mutluluğu da öğrenip bir tanım geliştirip sonra o tanımı bir ölçme aracı olarak kullanıp, o tanıma göre mutlu veya mutsuz oluyoruz. Bazen öyle kısıtlayıcı bir tanım yaratmış oluyoruz ki, sanki biraz eli sıkı bir insanmış gibi izin vermiyoruz mutlu olmaya. Bazen de öyle insanlar görüyoruz ki, yaşadıkları durum her ne olursa olsun hayata ışıl ışıl parlayan gözlerle bakmaya ve hayat yolunda heyecanla ve merakla yürümeye devam ediyorlar.

2015 yılı boyunca mutluluğa farklı bir anlamla, farklı bir gözle, yepyeni bir farkındalıkla bakmaya, bugüne dek sizinle olan, kafanızın içine kazınmış olan mutluluk tanımlarını çıkarıp, iyice bir okuyup, sonra üzerlerini şöyle bir silip parlatıp, gerekiyorsa biraz daha derinleştirip süsleyip yeni tanımları kabul etmeye ve yaşamı algılarken bu yeni tanımın içinden geçip dışarı bakarak mutluluğu sımsıkı yakalamaya var mısınız?

Mutlu yıllar olsun…

Hayatın İçindeki Müziğin Ritmini Yakalamak

muzikBir melodiyi çalan birden çok müzik aletini canlandırın gözünüzde. Her biri birbirinden farklı, çıkardıkları ses farklı, tonları farklı, çalınma şekilleri de çok farklı. Tek tek çalındıklarında çıkan tek sesin yanında, bir araya geldiklerinde ortaya çıkan çok sesliliği, melodideki güzelliği, artık her bir müzik aletini tek tek fark etmeden, bir bütünlük duyduğunuzu fark edin. Düşündünüz mü yaşam ne kadar da çok benziyor bir müzik parçasına? Sanki yaşam içinde birden çok nota, birden çok melodi, birbirinden güzel, karmaşık, zor, sıkıntılı, hüzünlü, neşeli, komik, keyifli, rengarenk tema barındıran ve aslında bir bütünlük ve uyum ile birlikte var olan bir müzik parçası gibi adeta. Bazen onun içindeki ritmi yakalamakta zorluk çekiyoruz, bazen önden gidiyor gibi geliyor, bazen arkamızda kalıyor, ama onu yakalayıp o ritimle birlikte yürümeye başladığımızda öyle farklı ve güzel sesler duyulmaya başlıyor ki, sanki yumuşacık bir melodiyi dinlerken hissedilenler gibi, sanki ılık bir bahar akşamı yüzümüze çarpan rüzgar gibi, sanki şırıl şırıl akan bir suyun sesi gibi.

Ritmi yakalamakta sorun olduğunda, hayat sanki bir koşu pisti gibi geliyor insana, sanki bir yarış varmış gibi kazanılacak ya da kaybedilecek. Belki bir pist olduğunu kabul gerekli ama, neden yarış olsun ki. Koşmak, yetişmek, tamamlamak, keyifle etrafa bakmak, yanındakileri görmek, tanımak, fark etmek, bazen birinci olmak, bazen sonuncu olmak ve her zaman müziğin ritmini yakalayarak yola devam etmek. Hep o ritmin adımları ile yolda kalmak, bazen yavaş, bazen hızlı, bazen uçar adımlarla.

Mutluluk işte tam o müziğin ritminde, işte tam orada duyulan melodide, işte tam o farkındalığın içinde ve sadece bize ait. Çok fazla yerde aramaya gerek yok, yapılması gereken dinlemek, görmek, duymak, bakmak, fark etmek, fark ettiğinde kendi kendine söylemek “ritmi yakaladım, mutluyum”, sonra paylaşmak, paylaştıkça büyüyen uyumu hissetmek ve sesleri duymak ve o yolda olmaya devam etmek. Galiba o kadar basit.

Mutluluk

happiness-is-freeHayat ne demek? Beş harfle ifade edilen bir sözcük ama aslında içi o kadar dolu ki. Bazen bu dopdolu kavramı sadece tek bir şeye bağlayıp sadece tek bir şeyle eşleştiriyoruz ne yazık ki. Aslında hayat içinde çeşitlilik ve çokluk barındırır. Hayat aslında bir vektörler bileşkesi gibidir, birçok parçadan oluşan bir bütündür. Bazen o çeşitliliği ve çokluğu görmediğimizde tek bir alana sıkışıp kalıyoruz, tam da tanımıyla dar alanda kısa paslaşır hale getiriveriyoruz kendimizi bir anda.

Oysa hayatın çeşitliliğini fark etmek, hayatın anlamı olan mutluluğu da çeşitliliklerle eşleştirmek demek oluyor. Mutluluk en derindeki öz değerlerimizden  bir tanesi, yaptığımız pek çok şeyi en derinde mutlu olmak için yapıyoruz. Mutluluğu teklikle değil de çoklukla eşleştirince mutluluk bazen bir kuşun kanadında, bazen aldığımız bir haberde, bazen yağan karda, bazen yeni bulunan işte, bazen uçan bir balonda, bazen bir merhabada, bazen parlayan güneşte, bazen açan çiçekte, bazen küçücük bir notta, bazen sımsıcak bir sarılmada, bazen sabah sağlıkla uyanmakta, bazen güzelce dalınan bir uykuda, aslında her yerde, ama sadece bizim baktığımız ve görmek istediğimiz her yerde. Mutluluk bizim gözümüzde, bizim algımızda, bizim beynimizde. Beynimizin her saniye milyonlarca bilgiyi aldığı, ancak bunların içinden çok çok küçük bir kısmını işlediği düşünülürse, algıladıklarımız biraz da bizim seçtiklerimizle sınırlı.

Belki de sıkıntı sadece kendi yaptığımız mutluluk tanımlamalarımızın ardından ortaya çıkan algımızda. O kadar sınırlayıcı tanımlar yapıyoruz ki bazen, mutlu olmak imkansız hale geliyor veya mutluluk erişilmesi çok zor hedeflere bağlanıyor. Aslında özgür bırakmak lazım mutluluğu. Milyonlarca bilginin içinden seçerken, bizi mutlu edenleri, yolunda gidenleri ve gitmeyenlere karşın yapabileceklerimizi fark ettiren şeyleri seçmemek neden?

Hadi gelin hayatınıza çok farklı açılardan bir bakın, dışından, içinden, üstünden, karşısından, yanından bir çok yerinden görün yaşadığınız hayatı. İki boyuttan çıkın, üç, dört, beş ve daha fazla boyuttan bakın, bir fotoğraf gibi görmek yerine bütün renklerle ve şekillerle fark edin. Sonra da irili ufaklı ne kadar çok şey var mutlulukla eşleşebilecek ona da bir bakın ve izin verin mutlu olmaya ve fark edin mutlu olacak neler olduğunu ve bu farkındalığı yansıtın çevrenize. Eğer bunları yapanlardan biriyseniz, sorumluluğunuz daha da büyük, öğretin çevrenizdekilere böyle olmayı.

Mutlu ama musmutlu bir hayata…

Kendimizle Yaşamak

Harekete geçmek, guneskarar vermek, ne istediğini bilmek, yürümek, gülümseyerek, mutluluğu fark ederek, ileriye bakarak yürümek yaşam yolculuğumuzda… Kimi zaman zor, kimi zaman imkansız ama belki de kolay. Zor çünkü engelleri görüyoruz, zor çünkü ne istemediğimizi biliyoruz, zor çünkü belirsiz. Ama belki de kolay, çünkü en derinde biliyoruz ne istediğimizi, üzeri dolsa da istemediklerimizle, kararsızlıklarla, söylenenlerle, kaygılarla, en derinde biliyoruz ne olsa iyi olur bizim için. O halde çözüm nerede? Çözüm kendimizle tanışmakta, kendimizle vakit geçirmekte, kendimizi dinlemekte, kendimizi anlamakta, düşünmekte, hayal kurmakta, plan yapmakta, harekete geçmekte, risk almakta, cesaretle ve kararlılıkla devam etmekte. Çözüm zaman zaman soru sormakta kendimize. Açık yürekli ve cesur sorular, sadece cevabını bildiğimiz sorular değil, aynı zamanda bizi yolda tutacak, devinimi koruyacak, tam da istediğimize ulaştıracak yol açıcı, düşündürücü, güçlü sorular. Cevapları zor da olsa, bizi yoracak da olsa sormak o soruları. Ama cevapsız da bırakmamak, birer birer cevaplamak sorularımızı, ardından da cevapları kullanarak yürümeye devam etmek. Aslında kendimizle ortaklık kurmak, kendimizle birlikte olmak, kendimizin ve istediklerimizin farkında olmak, istemediklerimizi bildiğimiz kadar, istediklerimizi de bilmek. En önemlisi de fark etmek: hayat aslında bizim, hayat aslında kendimizle güzel, kendimiz olmazsak, kendimiz mutlu değilsek, kendimiz istediklerimizi fark edip, onlara ulaşmak için çaba göstermiyorsak, ulaştıklarımızı, mutluluklarımızı, sahip olduklarımızı fark edemiyorsak, işte o zaman hayat anlamsız, işte o zaman hayat tek düze, işte o zaman hayat sıkıcı, işte o zaman hayat zor, belki de o zaman yaşadığımız hayat bizim değil, başkalarının hayatı.

Yarın güne şu cümleyle başlamaya ne dersiniz, “Bugün bundan sonraki hayatımın ilk ve en güzel günü”. Ardından ne dersiniz kendinize sormaya “Bugün benim için neler olmalı, kendim için neler yapmalıyım, sevdiklerim için neler yapmalıyım, hayatım için neler yapmalıyım, gece yattığımda neler yapmış olmak beni mutlu eder?” Ve var mısınız gün tamamlanıp yatmaya hazır olduğunuzda, yaşadığınız günün içinden sizin için anlamı olan, keyif veren, içinizi ısıtan, birkaç güzel şeyi bulup çıkarmaya, belki de bulup çıkardıklarınızı küçücük bir başucu defterine yazmaya? Sakın yanlış anlamayın büyük şeyler aramanıza gerek yok, içinizi ısıtan güneşin farkındalığı bile güzel şeylerden biri olabilir isterseniz. Ve yine var mısınız ertesi sabah uyandığınızda o farkındalıkla uyanmaya, küçücük bir göz atmaya başucu defterine, nefes alıyorsam varım diyerek gelen günü karşılamaya?