Tag Archive | esneklik

Bu Hafta İçin Bir Hikaye

hikayeBu haftaya bir hikaye ile başlasak dedim. Hatta hikayenin kahramanı da, hikayeyi okuyan kişi olsa…

Bir sabah uyandınız, hikaye bu ya, baktınız ki gün tam istediğiniz gün. O günün, hatta o haftanın kabaca bir fotoğrafı zihninizde, o fotoğrafın içinde kendinize de yer var, hem işlerinizi yürütüyorsunuz, hem özel yaşam tarafında istediklerinizi. Zor işler ve zamansızlıklar da var içinde, ama hepsinin üstesinden gelebileceğinizi biliyorsunuz. Sıkı bir toplantı da var içinde, hem de zorlu müşterilerle ve sizin yöneticilerle, ama cebinizde toplantıların sonuçlarına göre yürüyeceğiniz yol planınınız da var. Hatta bir kaç arkadaş görüşmesi ve biraz kendinize zaman bile ayarlanmış durumda. Hazırlanacak rapor ve bilgi yazıları için kafanızın içinde bir tasnif yapılmış bile. Geçen hafta sıkıntılı geçmiş ve beklediğinizin yarısı düzeyde bir sonuçla tamamlanmış iş konusunda sabah ekiple yapacağınız ne öğrendik toplantısı da size heyecanlandırıyor. Ne öğrendik toplantılarından sonra yaşanan çalışma temposu ve gayret her zaman size keyif veriyor. Başardım mı, başaramadım mı sorusu çok gerilerde kalmış. Artık yapmak istediklerinizi doğru tanımlayıp hedefe giden yolları bilmek ve onlara doğru gitmek yeni seçtiğiniz yöntem. O istediğiniz güne doğru yola çıkmadan kendinize bir göz aynada bakıyorsunuz ve gözlerinizin içindeki o meraklı umudu fark ediyorsunuz. Bakalım bu hafta neler olacak merakı ve ulaşmayı hedeflediklerinize doğru olan güçlü umut. Kendinize tanımladığınız yeni misyonu da cebinize koyup kapıdan çıkıyor ve sabah yürüyüşünüzle ve temiz havayı içinize çekerek başlıyorsunuz yeni haftaya. Ha ne mi o yeni misyon; eskiden kendinize ve başkalarına yaydığınız korku, kaygı ve endişe yerine, artık içinizde hissettiğiniz güveni, cesareti, umudu, kararlılığı, her neredeyseniz orada olmaya ait sevgi ve sevinci etrafınıza yayma ve bunun sonuçlarını keyifle izleme misyonu. Başarmak, başaramamak, her şeyin mükemmel olmasını sağlamak yerine, ben neler yapacağımı biliyorum, elimden geleni, hatta onun da en iyisini yapıyorum ve sonuçlarını merakla, yalnız kaygılı değil, meraklı merakla bekleme misyonu. Tam da yeniden anlamını keşfettiğim ve bence tek bir kelimeyle Türkçe’de karşılık bulmayan “resilient” olma, yani umutlu, yılmayan, cesaretli, esnek, iyi hissetmeyi bilen, gayretli, güvenli ve olup biten iyi ve kötü her şeyin farkında olma misyonu.

Hikayedeki kişi olmayı denemeye, zaten öyleyseniz sürdürmeye ne dersiniz?

Hayata Esnek Bir Gözle Bakabilmek

sogut2Çok sevdiğim bir arkadaşımla öğle yemeği için iyi bildiğimiz bir restoranda buluştuk. Menülerimiz geldi, ortaya paylaşmak üzere bir yemek ve birer salata söylemeye karar verdik. Siparişimizi verdik, garson biraz sonra geldi ve iki kişilik olan yemeğin bir çeşidi elimizde kalmamış, onu yapamayacağız dedi, biz de peki ama biz paylaşabileceğimiz bir şey istiyoruz, ne yapabilirsiniz diye sorduk, garson çaresiz bir biçimde yüzümüze baktı, öyle olunca iki farklı yemek söyledik ve bunları paylaşalım o zaman dedik. Biraz sonra geldi, masanızı değiştirmemizi ister misiniz diye sordu. Biz şaşkınlıkla baktık, tabaklar sığmaz da dedi. Peki siz paylaşılacakları tek tabakta servis yapsanız bizim yerimizi değiştirmeseniz dedik. Bize bizi anlamaz gözlerle baktı ve gitti. Arkadaşım, fark ettin mi, hiç esneklik yok bu çocukta dedi. Evet gerçekten ben de fark etmiştim. Kötü niyetli olduğundan değil, sadece onun kafasında kalıp olarak “olması gerekenler” listesi olduğundan ve onların değişmesi ona göre mümkün olmayacağından böyle davranıyordu büyük olasılıkla. Oysa ilk söylediğimiz yemekte eksik olan çeşidin yerine farklı bir şey önerilebilirdi, tabaklar sığacak şekilde masamıza normalden farklı yerleştirilebilirdi, böylece biz de ekstra düşünmemize gerek kalmadan, kendisi de sıkıntıya düşmeden durum hallolmuş olurdu. Ne basit bir örnek değil mi?

Esneklikten kaynaklanan sorunları zaman zaman hayatımızın ne kadar çok alanında yaşıyoruz kim bilir: evde, iş yerinde, sevdiğimiz insanlarla ve iletişim kurduğumuz her yaşam alanında. Zaman zaman birileri esnek olmadığı, kafalarında katı ve değişmez doğrular olduğu için biz sıkıntıya düşüyoruz, zaman zaman da kendimiz esneyemiyoruz. Bu böyle olmalı, alternatifi de yok düşüncesi veya inancı beynimizin içine yerleşmiş oluyor. Bu durum bir rahatsızlığa yol açmıyorsa peki dursun, ama bir durup bakıp üzerinde düşünün bakalım, acaba esnek olamadığımız alanlar bizi nasıl etkiliyor? Bazı katı kurallar ve inançlar bizi ne kadar zorda bırakıyor bazen? Eğer durum buysa, alternatif çözümlerin varlığını düşünmek, yeni bakış açıları oluşturmak belki de daha kolaylaştırıcı veya daha rahatlatıcı ve hatta daha çözümcü olabilir mi, ne dersiniz? Bizim garson örneğini düşünürsek, garson yanımıza gelip, kusura bakmayın, ancak sipariş ettiğiniz iki kişilik karışık tabakta bir çeşidimiz ne yazık ki yokmuş, ama onun yerine bunu ya da şunu koyarak aynı tabağı hazırlamamı ister misiniz diye sorsa, sonra da masayı değiştirmeyi önermek yerine servis tabaklarını bize göre uyarlayıp masamızı hazırlasa nasıl hissederdik sizce? Daha özel muamele görmekten, bize özel bir tabak hazırlanmasından daha çok memnun olmaz mıydık? Bu memnuniyetimizi garsona ifade ettiğimizde garson daha keyif almaz mıydı, müşteri memnun, çalışan memnun, işletme daha da memnun olmaz mıydı?

Çok sevdiğim öğretmenim hep söğüt ağacı örneğini verir ve der ki: doğada rüzgara en dayanıklı ağaç söğüt ağacıdır, diğer ağaçlar fırtınada kırılırken söğüdün gövdesi gerektiğinde yerlere kadar esner ve o fırtınadan sağlam kurtulur. Belki de esneklik ayakta kalmanın, hayata keyifle devam etmenin anahtarlarından birisi,  ne dersiniz esneyebilecek inançları ve katı kuralları biraz esnetmeye var mısınız?