Nerede duruyorsunuz?

Bu haftaya başlarken bir soru: nasıl bir hayat yaşıyorsunuz, yaşadığınız hayatta nerede duruyorsunuz? Hadi soruyu bir kez de farklı bir taraftan soralım. Bu yazıyı okuyorsanız, nefes alıyorsunuz demektir. Nefes alıyorsanız, bu da şu anda yaşıyor olduğunuz anlamına gelir. Yaşasın 🙂 Peki yaşama nereden bakıyor ve nasıl bir bakış açısı ile ilerliyorsunuz. Seçtiğiniz bu bakış açısı size neler yaptırıyor ya da yaptırmıyor? Bu soruların olası cevaplarına biraz bakalım:

Bazen kendimizi o hedef senin bu hedef benim koşarken buluyoruz, sürekli bir gelecek cümlesi ile yeni hedefler yaratıyoruz, hele bir o olsun, sonra da hele bir bu olsun modu sanki biraz. Bazen de benden beter durumda kimse yok hali, her türlü elem acı ve keder benim üzerimde sanki, bir bezginlik ve bir atalet içinde mutsuz ve her güne söylenerek başlama modu, sanki hiç bir şey yapmak istememe hali. Bunun tam tersi de mümkün; her gün bugünü istediğim gibi yaşarım, yarın veya gelen günler pek de umurumda değil denilen de bir durum var. Tüm bunlar olduğunda, bir şeyler yolunda değil hissi uyanmaya başlıyor içimizde. Biraz tatminsizlik, belki huzursuzluk, ve genellikle de bir miktar keyifsizlik. Hele bezgin hali derinden yaşıyorsak ve her şeyin en kötüsü beni bulur durumundaysak, kapıda duran depresyonla ha kucaklaştık, ha kucaklaşacağız durumunda bile olabiliyoruz.

Bu olasılıkların hepsinde de eksik bir şeyler var; Bazen geleceğe dönük hikayesi olan bir hedef eksik, bazen an farkındalığı, bazen de içinde bulunulan durumla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapma durumu eksik ve hepsindeki ortak eksiklik geleceğe dair olan ve gelecek resmini renkli kılan umut. Bu eksiklikler baş gösterince bir silgi etkisi ile hayatın gelecek zamanına yönelik hevesi de yok etmeye başlıyorlar, üstelik de fark ettirmeden.

Hal böyleyken, selam naber sorusuna gelen cevaplar şöyle olmaya başlıyor, napalım koşturuyoruz işte, yuvarlanıp gidiyoruz, iyi diyelim iyi olsun, bu zamanda ne denir ki bu soruya, ne yaptığımızın bile farkına varma fırsatı yok…

Bu durumda ne yapmalı?

Önce nerede olduğumuzu keşfetmek lazım, koşmaca durumu mu, zavallı ben hali mi, yoksa bugün bayram yarın tufan bakışı mı. Sonra da ufak ufak bir gelecek hedefi oluşturmaya ve o hedefe hikaye yazmaya başlamak lazım. Ardından hedefin içindeki anlamı yakalamak ve oradan hareketle şu anda içinde bulunduğumuz duruma bir anlam ithaf etmek lazım. Sonra koşmak yerine etrafı görerek yürümeye başlamak lazım. Nefes ala ala, etrafı göre göre, çevredeki insanları fark ederek, onlarla vakit geçirerek, o gelecek resmine giden yolu veya yolları keşfederek yürümek lazım kendi yarattığımız resme doğru. Adımları ayarlamak bize kalmış, ufak ya da büyük adımlarla hiç fark etmez. Önemli olan içimizdeki yaşama dair hevesi sıkı sıkı tutuyor ve başkalarına da onu aktarıyor olduğumuzdan emin olmak. Yani durduğumuz yeri keşfetmek, gitmek istediğimiz yeri belirlemek, yönümüz doğru mu bakmak, sonra gerekli malzemeleri yanımıza aldığımızdan ve doğru yöne baktığımızdan emin olup merak ve hevesle ve başkalarına ilham ola ola adım atmaya başlamaktan söz ediyorum.

Bu hafta bunları denemeye ve hafta sonu geldiğinde, neler oldu gözden geçirmesi yaparken, ben nerede duruyorum ve kimlere ilham oldum sorularını da yanıtlamaya var mısınız?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s