Archive | Mart 2013

Hayat Ağacı

hayatHayat gerçekten de bir ağaca ne kadar çok benziyor. Bir sürü dalı var, bazen çiçek açıyor bazen meyve veriyor. Bazen sanki dalları kupkuru oluyor, sonra yeniden yeşeriyor. Büyüyor, serpiliyor, gövdesi genişliyor, yere daha sağlam basıyor. Kendisi büyüdükçe, başkaları da onun varlığını daha çok farkediyor. Yazın gölgelik oluyor, insanlar ondan destek alıyorlar, baharda çiçek açıyor, insanlar çiçekleri görünce huzur buluyorlar. Bazen kuruyan dallar olunca, o dalların yeniden yeşermesi için daha fazla su veriyorlar, daha fazla sevgi gösteriyorlar. İşte o zaman yeniden canlanıveriyor hayat ağacı, yeniden başlıyor yeşermeye. Ona sevgi gösterenlere o da yeniden verdiği yeşil yapraklarla, açtığı çiçeklerle iade ediyor aldığı sevgiyi. Kimi zaman bir ormanda bir ağaç, kimi zaman yol kenarında tek başına bir ağaç, kimi zaman da bir fidanlıkta meyveler veren bir ağaç. Ama hepsi de köklü, hepsi de derin, hepsi de çok zengin.

Önemli olan hayat ağacının farkında olmak, önemli olan onun köklerinin, zenginliğinin ve derinliğinin farkında olmak. Hayatı aynen ağaçların dalları, çiçekleri, kökleri, gövdesi, dayanıklılığı, doğallığı, gelen geçen mevsimleri şaşırmadan karşılayışı kadar bilgece karşılamak. Güneş açınca sevinmek, yağan yağmurlarla yeşermek, zaman zaman kış uykusuna yatıp dinlenmek ve bilmek, bahar gelecek. Önemli olan hayat ağacımızı sevmek, ona sarılmak, ona güç vermek.

Kendimizle Daha Yakından Tanışmak

Bana çok isikliagaciyi gelen, sevgili Aylin Algün Bodur tarafından düzenlenmiş olan ilginç bir çalışmaya katıldım, Heal Your Life. Kurumsal hayatta, sonra kendi bireysel iş hayatımda pek çok eğitime katıldım, hepsi bana pek çok şey kattı, ama bu eğitim bana kattıklarının yanı sıra oldukça farklı bir iç yolculuk oldu benim için. Farkettim ki, aslında sürekli birlikte yaşadığımız “kendimiz”le çok da iyi tanışmıyor olabiliyormuşuz. Aslında yakın çevremizdeki pek çok insanı kendimizden daha iyi tanıyor da olabiliyormuşuz. Ve yine aslında, biraz kendimizle ilgilenmeye zaman ayırsak, ne derinliklerde ne güzellikler farkedebiliyormuşuz da haberimiz yokmuş, ne güzel ışıklar yakabiliyormuşuz karanlıkta pırıl pırıl.

Ben kelime anlamlarını TDK sözlüklerine sormayı çok seviyorum. Hiç sormamıştım daha önce, bir sorayım dedim, “İnsan” ne demek diye. İşte aldığım cevap: Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı. Bu tanımdan farkettiğim en önemli nokta şu oldu, insan ve dış ilişkileri tanımlanmış, ama kendini bilmekle ilgili bir şey bu tanıma da dahil olmamış, belki de o yüzden zaman zaman kaçırıyoruz insan olmanın en önemli özelliği olan “ben” farkındalığını tam olarak yakalamayı.

Kalıplarla yaşıyoruz çoğu zaman, bu kalıplara bir de günlük yaşamın koşturması, stresi ve karmaşası da eklenince, içinde bulunduğumuz sistemin dışına çıkıp arada bir bakmak, pencereleri açıp bir derin nefes almak, bugün hava nasıl kokuyor, bahar gelmiş mi, kuşlar ne diyor ki acaba, benim içimde neler var farkettiğim diye sormak aklımıza bile gelemeyebiliyor. Bu kalıplardan, koşturmacadan ve telaştan arada uzaklaşmak, kendi kendimize “bir dur” demek, sonra dinlemek, bakmak, düşünmek, sahip olduklarımızı farketmek ve nefes almak, kocaman derin nefesler almak o kadar önemli ki. Yüzyılın kavramı “stres”,”çok streste olmak”, “stresle boğuşmak”. Bu kelimeleri o kadar çok kullanıyoruz ki, iç sistemimiz, bunları normal hayatın bir parçası olarak kabul ediyor ve stresin getirdiği fiziksel yorgunluğu, hatta sağlık problemlerini de olduğu gibi deneyimlemeye başlıyor. Oysa her güne başlarken, geçen son 24 saatlik süreçte bizi mutlu eden neler yaşadık veya hayata bize sunduğu için teşekkür etmek isteyeceğimiz neler var diye düşünüp, sadece bunlardan 2-3 tanesini farketsek, hatta not etsek, inanabilir misiniz bilmem ama o güne çok daha keyifli başlamak son derece mümkün oluyor. Hatta bunu her sabah veya her akşam rutin hale getirsek, ama her güne farklı 2-3 şey bulsak ve bir yerlere not etsek, aslında hayatımızda ne kadar çok mutlu olacak, teşekkür edecek şeyle birlikte yaşadığımızı farketmek adına da iyi bir egzersiz olmaz mı? Üstelik buna ilave olarak, kendimizle ilgili, kendimizi daha yakından tanımakla ilgili de ufak ufak çalışıyor olmaz mıyız bu farkındalıkları yaşarken.

İnsanın kendi içinde yer alan insanı iyi bilmesi ve tanıması, dışarıdaki görünen insanın tamlığını ve bütünlüğünü sağlamak bakımından çok önemli aslında. Ben son günlerde bu gerekliliği çok önemsiyorum, o yüzden de paylaşmak istedim.