Tag Archive | masal

Mutluluk Masalı

Sihirli bir ormanda meraklı bir mavi kuş yaşarmış. Mavi kuşun her günü yeni bir şeyi merak etmekle ve sonra da onu öğrenmek için düşünmekle ve araştırmakla geçermiş.

Son günlerde bizim meraklı mavi kuşun kafası biraz karışmış. Ormanda dolaşan bir kelime varmış bu aralar. Sık sık mutluluk diye bir kelime çalınıyormuş kulaklarına. O kadar sık duyuyormuş duymasına ama, ne demek olduğunu bilmiyormuş. Meraklı ya, merak ettiği her şeyde olduğu gibi mutluluğu da öğrenmeye karar vermiş. Ama ne yazık ki bu öğrenme çabası, bizim mavi kuş için oldukça saçma bir duruma dönüşmeye başlamış. Ne kadar düşündüyse, ne kadar kafa yorduysa bulamamış mutluluğun ne demek olduğunu. Sonra sihirli ormanın sihirli imkanlarına başvurmuş, biraz internet, biraz ansiklopedi, biraz kitap dergi, gazete araştırmış. Ama nafile, buldukları da içine pek sinmemiş.

Durmuş, biraz daha düşünmüş bizim mavi kuş. Tam düşünürken, kanatları olduğunu hatırlamış birden bire. Kendi kendine şöyle demiş: Ben neden burada oturup kitap defter karıştırıyorum ki, en iyisi uçup etrafı dolaşayım, karşıma çıkanlara sorayım, bakalım onlar biliyorlar mı mutluluğun ne demek olduğunu.

Ertesi sabah erkenden başlamış uçmaya.

Karşısına önce güneş çıkmış. Sormuş güneşe: Sevgili Güneş, sen mutluluk ne demek biliyor musun? Güneş durmuş, biraz düşünmüş, sonra tüm canlıların içini ısıtmak diye cevap vermiş. Bizimki teşekkür edip yola devam etmiş.

Bu defa kocaman bir erik ağacı ile karşılaşmış. Sevgili erik ağacı, sence mutluluk ne demek diye sormuş. Erik ağacı, dünyanın en güzel duygusudur mutluluk demiş ve devam etmiş, her mevsim hayatta kalmak, baharda çiçeklenmek, çiçeklerimin meyvalara dönüştüğünü görmek, sıcak yaz günlerinde dostlarıma gölge olmak diye cevap vermiş. Peki demiş mavi kuş ve yine uçmaya koyulmuş.

Bu defa kızgın bir kaplumbağa görmüş toprakta yürümeye çalışan. Hemen onun sırtına konmuş ve kaplumbağa kardeş, mutluluk ne demek diye sormuş. Kaplumbağa hızla cevap vermiş: Git başımdan, seninle uğraşamam, şu halime bak, yürü yürü, hiç bir yere varamıyorum bir türlü. Bana böyle saçma sorular sorma. Mutluluk da neymiş, safsata bunlar. Kaplumbağadan korkan mavi kuş, hızla kanat çırpmış oradan uzaklara.

Önüne bakmadan uçarken, masal bu ya, az daha kartalla çarpışıyormuş. Kartalın kocamanlığından biraz çekinmiş, ama yine de hemen sormuş: Sevgili kartal, sence mutluluk ne demek? Kartalın cevabı kısa ve netmiş, yükseklerden etrafı görebilmek.

Kime sorduysa farklı cevap aldıktan sonra, artık eve dönmeye karar vermiş bizimki. Yol boyu da düşünmüş. Hiç biri aynı şeyi söylemedi bana, kimi safsata dedi, kimi dünyanın en güzel duygusu, kimi etrafı görebilmek dedi, kimi meyvelerinden söz etti, halbuki ben bir konuyu araştırınca, bir tanım bulurum araştırdığım konuda ve içimdeki merakım azalır. Bu araştırmam merakımı daha da artırdı.

Onun bu düşüncelerini duyabilen en az onun kadar meraklı olan sihirli bulutlar seslenmişler. Hey mavi kuş, mutluluk diyorsun adına, sonra ortak tanım arıyorsun ortalıkta. Mutluluk senin kanatlarında, onlara bak, sonra kendine sor, sonra da düşün. Hemen anlarsın mutluluğun ne demek olduğunu.

Önce şaşırmış bizim mavi kuş, sonra düşünmüş, şöyle bir kanatlarına bakmış, sonra da etrafına, biraz da içinden geçenleri dinlemiş. Sonra bir keyif dolmuş içine, şarkılar söyleyerek ormanına doğru yola çıkmış. Artık biliyormuş…

Siz de biliyorsunuz değil mi…