Arşivler

S3B5; Hedeflere Ulaşmak İçin Neye İhtiyacım Var?

✔️ Bu programda cevabını aradığımız sorumuz, “Hedeflere ulaşmak için neye ihtiyacım var?”
✔️ Bu bölümde, iş yaşamında ve özel yaşamda yapmak istediklerimize, hedeflerimize ulaşmak konusunda yol gösterici olabilecek ipuçları paylaşıyoruz.
Herkese keyifli dinlemeler!

Podcast by Nazlı Kılan Ermut

S3B4; Liderlikte Fark Yaratan Beceriler Hangileri?

✔️ Bu programda cevabını aradığımız sorumuz, “Liderlikte fark yaratan beceriler hangileri?”
✔️ İş yaşamında liderlik kavramı oldukça çok konuşulan kavramlar arasında. Hem kendine liderlik hem de takıma liderlik konusunda destekleyici olacağına inandığımız bu bölümde fark yaratan 3 liderlik becerisi ile ilgili biraz düşünelim ve bu konularda kendimize dışardan bakıp bir öz değerlendirme yapalım istedik.

Herkese keyifli dinlemeler!

Podcast by Nazlı Kılan Ermut

S3B3; İş Yaşamında Anlam mı Mutluluk mu?

✔️ Bu programda cevabını aradığımız sorumuz, “İş yaşamında anlam mı, mutluluk mu?”
✔️ Anlam ve mutluluk kavramları ile ilgili biraz düşünelim, bizim için karşılıklarını bir kez daha hatırlayalım istedik.
Herkese keyifli dinlemeler!

Podcast By Nazlı Kılan Ermut

S3B2; Belirsizlikle Nasıl Başa Çıkarız? Özge Tecelli ile

✔️ Bu hafta Bir Sorum Var’ın konuğu Agrega Danışmanlık Kurucu Ortağı ve
Psikolojik Danışman Özge Tecelli
✔️ Özge Tecelli’ye “Belirsizlikle nasıl başa çıkarız?” diye sorduk.
✔️Sohbetimizde pandemi sürecinin ana konularından olan belirsizlik konusunu
masaya yatırdık ve belirsizlikle baş etme konusunda yapılabilecekleri
konuştuk. Bu konuda çocuklara ve yetişkinlere yönelik çok değerli ipuçları aldık.
✔️ Sevgili Özge Tecelli’ye programımıza katıldığı için teşekkür ediyor, bu
güzel sohbeti keyifle dinlemenizi diliyoruz…

Podcast by Nazlı Kılan Ermut

S3B1; Neyi Seçiyoruz?

● Bu program hem yeni yılın hem de yeni sezonun ilk programı.
● O nedenle, hem yeni sezona hem de yeni yıl seçimlerine dair küçük bir sohbet olmasını istediğimiz programınızın konusunu “Neyi seçiyoruz?” olarak belirledik.
● Herkese keyifli dinlemeler!

Podcast by Nazlı Kılan Ermut

İzler ve Tortular

Yeni yılın ilk haftasından herkese merhaba.

Geçen yılın son bir ayı boyunca aklımda iki kelime döndü durdu: İzler ve tortular. 

Yaşam boyu hayatlarımızda birikenlerin kimilerinin izlere, kimilerinin ise tortulara dönüştüğünü fark ettim. İzler, bugünden geleceğe giden yolda dönüştükleri bilgelikle yol gösterici olurken tortular tam bir ters kuvvetle çalışıyorlar. 

Her birimiz doğduğumuz andan itibaren bir yolculuğun içinde buluyoruz kendimizi. Yolculuk için hazırlık yapma şansımız yok, yanımızda olması gerekenleri önceden listeleyebileceğimiz bir bilgimiz de yok işin kötüsü. Bu düzenin içinde işler biraz farklı yürüyor. Bavullar yolculuk sırasında doluyor. Ne koyalım bavula sorusunun cevabı üzerinde düşünmeye gerek kalmadan, yaşanmışlıklar doluyor bavulların içine. Bu yaşanmışlıkların bir kısmı izler, bir kısmı da tortularla gösteriyor kendini. 

Tortular görüntüyü bozup, adım atmayı güçleştiriyor. Üstelik dibe çökecek kadar ağır oldukları için bavulun taşınmasını da güçleştiriyorlar. Oysa izler her ihtiyaç anında bizden çıkıp bugünden geleceğe giden yola döküldükleri için ilerlemeyi daha rahat bir hale getiriyorlar. 

Gelin yeni yılın bu ilk haftasında başınızı bugünden geçmişe çevirip bir liste yapın. Sizdeki izler neler, nelerin tortuları birikmiş olabilir taşıdığınız yaşam bavulunuzun içinde. Sonrasında da fark ettiğiniz izlerin tadını çıkara çıkara ilerlemenin keyfine varın. 

Mutlu yıllar…

Umuda Dair Bir Hikaye

Yolda umutsuz adımlarla ilerliyordu. Ne acımasızdı umutsuzluk, sadece yaşam sevincini almakla kalmamış, adeta gözlerini de kör etmişti. Öylesine farkında olmadan atıyordu ki adımlarını, tam önünde duran yaşlı kaplumbağayı bile fark etmedi. Ayağı takıldı, düşmekten son anda kurtuldu.

Kaplumbağanın kızgın sesiyle kendine geldi. Şaşkınlık içinde kaplumbağaya bakmaya başladı. Konuşan kaplumbağa mıydı gerçekten?

“Ey insan evladı, umudu elinde tutmaya çalışmak tıpkı uçan bir balonu elinde taşımak gibidir. Balonla seni birleştiren ip elinde olduğu sürece, için coşkuyla dolar. Başını her gökyüzüne kaldırdığında balonunu görür sevinirsin. Dikkat etmez, sıkı tutmaz ve balonun ipini elinden kaçırırsan o renkli balon uçar gider. İşte umutla bağını koparırsan o da tıpkı uçan balon misali uçar gider elinden ve artık sana görünmez olur.

Umutla seni neyin bağladığını, umudu elinde tutmanı kolaylaştıran ipin neden yapıldığını bulmak senin sorumluluğun, tıpkı şartlar ne olursa olsun o ipi elinde tutmaya devam etmenin senin sorumluluğun olduğu gibi. Hem ipi bırakmak hem de elinden uçup giden umudun ardından göz yaşı dökmek çok anlamlı değil. Umutla senin arandaki bağı sağlamca kuracak ipi bulmaz ve bulduğun ipi sımsıkı tutmazsan, uçan balonun elinden kaçtığında kafanı gökyüzüne kaldırdığında zarifçe salınan balonunu göremediğin gibi, seninleyken içini hafifleten umutla buluşman da mümkün olmaz.”

Kaplumbağanın sözleri bir tokat gibi çarpmıştı yüzüne. Umudunu kaybettiren şeyin suçladığı hayat olduğundan eminken, umudu kendisiyle buluşturan ipi nelerin oluşturduğunu bulmanın ve o ipi asla elinden bırakmamanın onun sorumluluğu olduğunu söylüyordu kaplumbağa. Çocukken elinden kaçan uçan balonları anımsadı. Belki de haklıydı kaplumbağa. Kendi kendine mırıldandı, “düşüneceğim, evet söylediklerini düşüneceğim”.

Yürümeye devam etti. Bu defa attığı adımlar az öncekinden daha hafif geldi ona.  Sanki bir şey eksilmişti. Buldu neyin eksik olduğunu, umutsuzluk yoktu attığı adımların içinde. Henüz aradığı umut da gelmemişti ama olsun, artık umudu bulabileceğine dair inancı vardı içinde.  

Kıssadan hisse için üç ufak soru: 

Umudun sizdeki karşılığı ne? Umutla sizi bağlayan, umudu elinizde tutmanızı sağlayan ip nelerden oluşuyor? O ipi elinizde sımsıkı tutmanızı neler destekliyor? 

Yeni Sezon İlk Bölüm; Umudu Nasıl Koruyacağız?

Yeni sezona başlıyoruz!
Bu bölümde, yeni sezonda neler konuşacağımıza dair küçük bir giriş yapıp, içinde bulunduğumuz durumların da etkisiyle ‘Umudu nasıl koruyacağız?’ sorusuna yanıt bulmaya çalıştık.
Herkese keyifli dinlemeler!

Podcast by Nazlı Kılan Ermut

Bir Sütlü Kahve Hikayesi

Taze demlenmiş kahve kokusu onu mutfağa davet ediyordu. Hiç ısrarcı olmayan, son derece nazik ve zarif bu davete icabet etmeyi ne kadar da çok sevdiğini düşündü. Elindeki işleri bir kenara bıraktı ve az önce demlediği sabah kahvesiyle buluşmak üzere mutfağa doğru yöneldi. 

Mutfağa girdiğinde havada dans eden kahvenin kokusu az önceki davete icabet etmekle ne kadar iyi ettiğini düşündürdü. Buzdolabından sütü çıkardı, cezveye koydu. Ocağa koyduğu cezvedeki sütün ısınmasını beklerken kahve fincanını seçmeye karar verdi. Fincan dolabını açtı ve dolapta kendisine bakan renkli fincanların arasından göz kırpan mavi kahve fincanını seçti. Kahvesinin ve sütünün az sonra geleceğini, biraz beklemesini tembihleyerek mavi fincanı masaya bıraktı. 

Tam o sırada cezveden gelen cızırtılı ses sütün ısındığını haber verdi. Ocağı kapattı. Kahve makinasından demliği aldı. Fincana kahveyi koydu. Süt için ayırdığı boşluğu cezvedeki sütle doldurdu. Cezveyi yıkamak için lavaboya doğru döneceği sırada gözlerinin fincanın içine takılı kaldığını fark etti. Kıramadı gözlerini. Cezveyi elinden bıraktı. Sütün ve kahvenin hiç itiraz etmeden birbirleri ile karışmalarını izlemeye başladı. İzlerken de bu itirazsız karışmayı daha önce nasıl olup da fark etmediğine şaşırdı. 

Çok uyumlu görünüyordu kahve ve sütün karışmış hali. Oysa kökleri ne kadar farklıydı birbirinden. Biri topraktan gelen bir meyveydi, diğeri dört ayaklı bir canlının doğaya ikramı. Üstelik tıpkı kökleri gibi yolculukları da birbirinden farklıydı. Kahvenin yolculuğu ciddi bir değişim ve dönüşüm hikayesi barındırırken, süt formunu koruyarak tamamlıyordu yolculuğunu. Renkleri de farklıydı birbirinden, biri kahverengiydi, diğeri beyaz. Bunca farklılığa rağmen ortak bir zeminde (bir kahve fincanında), ortak bir amaçla (birisinin sabah keyfine eşlik etmek) bir araya geliyorlardı. Üstelik bu birlikteliğin içinde kendi varlıklarını gerçek bir uyumla koruyarak buluştukları fincana “sütlü kahve” isimli yepyeni bir imza bırakıyorlardı.

Fark ettiklerinin heyecanıyla fısıldadı 

“İşte uyum aslında böyle bir şey, farklılıklara rağmen ortak zeminde, ortak amaçla, zerafet ve kabulle birbirini bütünleyebilmek, birlikteliğin ortaya çıkaracağı yenilere izin vermek ve keyifle hayata devam etmek.” 

Mavi fincanını masadan aldı ve burnuna doğru yaklaştırdı. Fincandan yükselen güzel kokuyu bir kez de yakından çekti içine. Sütlü kahvesinden bir yudum aldı. Gülümsedi. Mutfakta geçen sütlü kahveli dakikalara teşekkür ederek az önce bir kenara bıraktığı işlerini tamamlamak üzere çalışma odasına doğru yöneldi.

10.Bölüm; Sevgili Z Kuşağı Siz Kimsiniz?

İş yaşamı Y kuşağını anlamaya henüz başlamışken, onlardan daha farklı olan yepyeni bir kuşakla, Z kuşağı ile kucaklaştı. Farklı ve geleceğe dair çok güzel düşünceleri olan bir kuşak Z kuşağı. 


Çok kapsayıcılar, kimseyi etiketlemeyi sevmiyorlar, her ne yapıyorlarsa içinde bir katkı ortaya koyma amacı var ve en önemlisi dünyamızı daha iyi bir hale getirmek istiyorlar. Bu noktada bizlere de büyük iş düşüyor. Bizler çalışma yaşamını onların beklentilerine uygun şekilde hazır etmeliyiz ki onlar da geleceği hayal ettikleri gibi yaratabilsinler.


Bu hafta bir Z Kuşağı gencini konuk etti “Bir Sorum Var” ve ona sordu: “Sevgili Z Kuşağı Siz Kimsiniz?” Sorunun cevabı tam da Z Kuşağı bakışıyla geldi. Hem iş yaşamına hem hepimizin evi olan dünyamızın geleceğine dair düşüncelerini duyduk sevgili konuğumuz Begüm’den.


Sohbet sırasında bir kez daha içimize umut doldu. İyi ki geliyor gençlerimiz. İyi ki varlar. 


Ne güzel ki yarın gençlerimizin bayramı, kutlu olsun 19 Mayıs…


Keyifli dinlemeler…

Podcast bu Nazlı Kılan Ermut