Archive | 11 Temmuz 2019

Sıradan Bir Gün

Vagonun kapısı otomatik olarak açıldı. Telaşlı insanlar, içlerindeki telaşla el ele metrodan dışarı koştular. Sakin olanlarsa, o kapı hiç kapanmayacak, vagon hiç hareket etmeyecekmiş kadar yavaş hareket ediyorlardı. İnenler kadar telaşlı olan sabırsız insanlar, inenlerin inmesini bile bekleyemeden vagonun kapısından girmeye çalışıyorlardı. Sakinlerinse hiç derdi değildi acele etmek. Bir vagon gider, diğeri gelirdi nasılsa.

İçerisi sıcaktı, havalandırma sisteminde sorun vardı. Allahtan sabah erkendi de pek kimse terlememişti.

Vagonun uğultusu, dönemeçlerde raylardan gelen ses bazen tedirgin ediyordu. Zaten beyaz ışık sevmezdi, vagonun içi de nispet yapar gibi bembeyazdı. 10 durak sonra inecekti, yani uzundu yolu, o yüzden tedirginlikten, sevmediği şeylere takılmaktan vazgeçmeliydi. Oyalanacak bir şeyler bulmaya karar verdi.

Olduğu yerden şöyle bir göz gezdirdi vagona. Çeşitlilik ve farklılık her zaman ilgisini çekerdi. Söylendi kendi kendine, al sana bir vagon dolusu çeşitlilik ve farklılık, incele bakalım hepsini, ininceye kadar seni oyalar.

Gözlerini vagonda dolaştırmaya devam etti. Bir vagon dolusu insandan kimileri otururken, kimileri ayakta duruyordu. Kimileri gülümseyen bir ifadeyle etrafı incelerken, kimileri kızgın, kimileri tamamen ifadesiz, kimileri ise üzgün görünüyordu. Yanındaki ile usul usul sohbet edenler olsa da, sanki kalabalıkta herkes kendi ile yalnızdı. Derinden bir akordeon sesi geliyordu kulağına, yan vagondan olsa gerek dedi kendi kendine, keşke burada olsaydı.

Etrafa bakarken bir şey daha fark etti ve için için sevindi. Kuşak çatışması diye bir şey dayatılırken, teknoloji denen şeyin kuşaklarla ilgili bir sorunu yoktu galiba. Genci, yaşlısı hiç tereddütsüz benzer şeyleri kullanıyordu ellerinde, kulaklarında. Tam sevinirken, birden biraz da üzüldü beraberinde, eskiden kitap okunurdu dedi kendi kendine, ne kadar azalmış elinde kitap olanlar.

Tam düşünceler zihninde dans edip onu oyalarken, vagonun en arkalarından çığlık çığlığa bir bebek ağlaması çınladı tüm vagonun içinde. Bir anda herkes uğraştığı şeyi bir kenara bıraktı. Vagondaki bütün başlar aynı anda vagonun arkasına doğru çevrildi. O başların içindeki düşünceler, kulaklarında dans eden şarkılar, kitaplardan onlara seyahat eden satırlar, içlerinden geçen kızgınlıklar, zihinlerindeki planlar beraberce vagonun boşluğuna saçıldı. Ne çok şey varmış meğer onca insanın başının içinde diye düşündü elinde olmadan. Nasıl toplanıp yerlerine gider ki bunlar?

Genç anne de tedirgin oldu durumdan, sanki kendi sebep olmuştu vagondaki duruma, telaş içinde çantasından çıngıraklı oyuncağı buldu. Bebeğini çıngıraklı oyuncağıyla susturmaya çalıştı, ama nafile, o uğraştıkça bebek daha fazla bağırıyordu sanki. Yan koltukta oturan beyaz saçlı yaşlıca beyefendinin dikkatini çekti bu durum. Her zamanki gibi dörde katlayarak okumakta olduğu günün gazetesini kucağına bıraktı, ince çerçeveli yakın gözlüklerinin üzerinde genç anne ve bebeğine bir bakış attı. Sonra da hiç tereddüt etmeden tüm tonton haliyle küçük bebeğe bir şarkı söylemeğe başladı. Bebek kocaman gözlerini yaşlı beyefendiye çevirdi. Ağlarken dinlemeye başladı kulağından içeri gelen güzel melodiyi. Derken, bebeğin herkesi telaşlandıran yaygarası yerini yavaş yavaş mırıltıya ve sonrasında da gülücüklere bıraktı. Gülücükler devam ederken, vagon boşluğuna yayılmış olanların içine bir de yaşlı beyefendinin yumuşak sesiyle söylemeye devam ettiği şarkısı dahil olmuştu artık.

Bebek tümüyle sakinleşip, yaşlı beyefendinin sesi fısıltıya dönüşürken, vagon boşluğuna dağılmış olan düşünceler, şarkılar, kızgınlıklar, planlar, kitap satırları yerlerine geri dönmek üzere sahiplerini aramaya başlamışlardı bile. Üstelik sahiplerini çabucak bulma konusunda son derece mahir görünüyorlardı. O nedenle olsa gerek çok da zaman almadı geri dönmeleri yerlerine.

Sonrasında hiç bir şey olmamış gibi devam etti vagonda yolculuk. Yine kapılar otomatik açıldı. Yine kendi telaşıyla el ele gezenler ve sakin hareket eden yolcular ya bindiler vagona, ya da indiler istedikleri zaman, istedikleri duraklarda. Yani sıradan bir yolculuktan fazlası yoktu galiba ortalıkta. Onuncu durak geldiğinde sıradan güne doğru inmeye hazırdı vagondan. İnmeden önce hızlıca bir göz daha gezdirdi vagonun içinde, sessizce vedalaştı içerdeki duygu, düşünce, plan, fikir ve şarkılarla. Günün devamına doğru bir kaç adım atarak sakince uzaklaştı perondan…