Archive | 07 Aralık 2018

Bir “Günaydın” Hikayesi – Birimiz Binimiz İçin

İyi hissetmenin ve iyi hissettirmenin en kolay yollarından bazıları neler diye sorsalar, hiç tereddüt etmeden şunları söylerim: bazen bir günaydın, bazen kısacık ve içten bir kaç sözcük, bazen de minicik bir gülümseme…

Bir zamandır bir kuruma eğitim veriyorum. Kocaman bir sınıf dolusu yetişkin öğrencilerden oluşan bir grup katılıyor eğitimlerime. İlginç geliyor, çünkü bir kaç şeyi birleştiriyor benim için bu program. Önce beni alıp en genç hallerimde ODTÜ’de araştırma görevlisiyken bizim küçük amfilerimizde verdiğim derslere götürüyor, sonra da uzun zamandır vermekte olduğum yetişkin eğitimleri ile buluşturuyor. Yani hem duygusal, hem heyecanlı, hem de oldukça keyifli zamanlar geçiriyorum. 

Detaylı bir girişten sonra, iyi hissetme ve iyi hissettirme konusuna geri dönebilirim: 

Yukarıda sözünü ettiğim eğitim programının, “İş Yaşamında Mutluluk” başlıklı eğitimini vermek üzere sabah oldukça erken bir saatte eğitim merkezine doğru yola çıktım. Her eğitim günüm, ilk defa eğitim verecekmişim hissi yarattığından dolayı olsa gerek, heyecanım ve merakım da içimde olarak yolculuğumu tamamladım. Daha önce de karşılaştığım bir çalışan bana nereye park etmemin iyi olacağı konusunda yön gösterdikten sonra, arabamı binanın önüne park ettim. Arabadan indim, bana yardımcı olan kişi “Günaydın Nazlı Hocam” diye seslendi. Şaşırarak döndüm ve “Günaydın, adımı hatırladığınız için teşekkür ederim” dedim. O da bana, “Annemin ve kızımın adı, nasıl unuturum” demez mi. Yüzüme ve yüreğime kocaman bir gülümseme doldu. İçimdeki merak ve heyecanın yanına o sıcacık gülümsemeyi de ekleyerek girdim amfiye ve başladım dersime. 

Dersten sonra ofisime dönerken de düşünmeye devam ettim. O kişi bana sadece günaydın diyebilirdi, hiç bir şey demeden sigarasını içmeye devam edebilirdi, ama ismimle hitap ederek “günaydın” demeyi seçti. Onun bu seçimi, benim günümün daha bir keyifle başlamasına yardım etti. Benim içimdeki keyif, benden çıkıp eğitim salonuna yansıdı, belki de oradan da katılımcılara ve onların günlerinin devamında karşılaşacakları kişilerin yüreklerine doğru çıktığı yola devam etti.

Uzun zamandır mutluluk çalışan biri olarak elbette konuyu oraya bağlamadan edemeyeceğim. Bir gülümseme, bir günaydın, bir merhaba ve peşine eklenmiş ufak tefek karşıdaki kişiye özel, yürekten ve samimiyetle söylenmiş bir kaç kelimenin mutlu hissettirme üzerindeki başarısını inkar etmek mümkün mü?

Hadi hazır yeni yıl da gelirken, şu sabahları güne başlarken önce kendimize, sonra etrafımızdakilere, hatta tanıdığımız tanımadığımız herkese günaydın, merhaba, nasılsın deme meselesini tekrar bir gündeme alalım. Zaten yapıyorsak, çoğaltalım, unuttuysak, hatırlayalım, hatta unutanlara örnek olup hatırlatalım.

Unutmayın, 1 kişinin 3. Seviye etki alanında 1000 kişi olduğunu söylüyorlar. Yani birimiz binimiz için bir şeyler yapabiliriz. 

Mutlu hafta sonları olsun…